Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 32
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 2 Gün Gelmedi
abdullahank 153 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 243 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 248 Gün Gelmedi
atlantis 269 Gün Gelmedi
baris dursun 269 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 278 Gün Gelmedi
adacala 279 Gün Gelmedi
admin 281 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 281 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
BU TOPRAKLARI DİZAYN ETMEYE ÇALIŞAN EFENDİLER
Yazar Fakir - Ekim 26 2014 - 11:35:01
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
BU TOPRAKLARI DİZAYN ETMEYE ÇALIŞAN EFENDİLER

Osman Kamacı **Osman Kamacı

Ortadoğu coğrafyası zengin petrol kaynakları nedeniyle küresel güçlerin iştahını kabartan ve kendi sömürgeleri gibi kullanmakta tereddüt etmedikleri bir coğrafyadır. Kan ve barut kokusunun hiç eksik olmadığı bu topraklara kimi zaman demokrasi götüreceğiz teraneleriyle ortaya çıkar, diktatörlükle suçladıkları yönetimleri alaşağı etmek için akla hayale gelmeyecek senaryolar üretirler. Sonra da Saddam Hüseyin rejiminin hüküm sürdüğü Irak'a yaptıkları gibi kimyasal silah bulundurdukları iddiasıyla işgal eder, bütün kültürel değerlerini talan ederler.
Gerçek amaçları parçalamak ve yutmak olan bu küresel güçler gözlerine kestirdikleri ülkeleri dizayn etmek için geliştirdikleri projelerini hayata geçirmek için hiç acele etmez, uygun zamanın gelmesini sabırla beklerler. İşgal senaryolarını yazarlarken, askeri ve siyasi istilalarına kılıf hazırlamak için hacimli dosyalar hazırlamayı da asla ihmal etmezler. Yıllarca üzerinde çalıştıkları bu dosyaları uydulardan ve bölgelerde görevlendirdikleri ajanları aracılığıyla elde ettikleri sözde resim ve bilgilerle tıka basa doldurur, tepkisiz bir kamuoyu oluşmasını sağlarlar. Bütün bu alt yapı hazırlıkları biter bitmez operasyon için düğmeye basma aşamasına geçerler. Bir gram kimyasal maddenin olmadığını bilseler de, yıllarca üzerinde çalışarak senaryolaştırdıkları planlarını uygulamaktan milim şaşmaz, taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmayana kadar tüm güçleriyle yüklenir, hedef tahtasına koydukları ülkeyi enkaz yığınına çevirirler. Yüz binlerce insan bu kirli senaryolar gereği hayatını kaybederken, milyonlarcası yersiz, yurtsuz yaşamlara itilerek büyük bir insanlık dramıyla karşı karşıya bırakılırlar. Ve nihayetinde savaşın nedeni olarak arkasına sığındıkları kimyasalları bulamasalar bile, bölgeye Demokrasi götürdük demenin pişkinliğini ortaya koyar, insanlık onurunu ayaklar altına almaktan asla çekinmez, utanmaz, sıkılmazlar.
Bölgeye Özgürlük ve Demokrasi götüreceğiz safsataları bir yana, aslında hedef tahtasına oturttukları o ülkelere Özgürlük ve Demokrasi değil, felaket ihraç etmenin pratiğini gerçekleştiriyorlar. Hafızalarımızı şöyle bir yoklar, söz konusu emperyalist ve kan emicilerden kendi iradeleri dışında felaket ithal etmek durumuyla karşı karşıya kalan ülkelerde hep Araplar, Farslar ve Kürtlerin yanı sıra Türkler, Çerkezler gibi pek çok başka alt kimliklerin yaşamakta olduğunu görürüz. Semavi dinlerin tamamının kutsal mekânlarının bu topraklarda yer almasına rağmen nüfusun çoğunluğunun Müslümanlardan oluştuğuna da şahit oluruz. İslam'ın bütün siyasi mezheplerine; Bu topraklar Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi birçok dine de ev sahipliği yapmakta olduğunu söylememize de hiç gerek yoktur. Yüzyıllarca bir arada ve barış içinde yaşayan bu farklı kültürlerin temsilcileri hiç bir zaman inanç veya ırksal farklılıklar temelinde birbirlerini ötekileştirmemiş, yok saymamışlardır. Bütün doğal olumsuzluklara rağmen Halklar arasındaki birlik ve bir arada yaşama azmi hiç ama hiç zayıflamamış, toplumsal kırılmalara neden olabilecek inanç temelli çatışmalara dönüşmemiştir. Ve yine mezhepsel ve felsefi inançların güçlü olduğu her dönemde sevgi, saygı ve hoşgörü kültürü hiç sekteye uğramamış, ulusal değerler tartışılmamıştır. Aynı mahallede veya şehirde yaşayan farklı inanç guruplarına mensup insanlar, Havra, Kilise, Sinagog ve Camilerin bir arada olduğu yaşam merkezlerinde sorunsuz bir şekilde ve barış içerisinde yaşamasını başarmış, söz konusu kutsal değerler üzerinden kimsenin siyasi hesaplar yapmasına müsaade etmemiştir. Müsaade etmemiştir diyorum, çünkü ne acıdır ki bugün artık böyle bir resim ortada bulunmuyor... Etnik ve mezhepsel faktörler üzerinden muazzam provokatif dezenformasyonlar yaratılarak, Halklar arasındaki var olagelen hoşgörü ve birlikte yaşam olanakları ortadan kaldırmış ve neredeyse imkânsız hale getirilmiştir. Yazının başında da belirttiğim gibi, ayan beyan ortadadır ki, bu irade artık küresel güçlerin ipoteği altına girmiş, Halkların kendi kaderlerini tayın etme hakkından uzaklaşmış durumdadır. Barış içinde yaşayan ve farklı inançları benimseyen halklar bugün artık birbirine tahammül edemez duruma getirilmiştir. Bir kıvılcım, evet yalnızca bir kıvılcım bile toplumsal trajedilerin yaşanması için yeter hale getirilmiştir. Nasıl yetmesin ki... Bu coğrafyanın her metrekaresinde patates yetiştirir gibi siparişle terörist örgütler yetiştirilmekte ve halklar arasındaki sosyal ve kültürel birlikteliğin altı dinamitlenmektedir. Durum böyle olunca, ekilen kin ve nefret tohumları zamanla olgunlaşıyor ve toplumsal linç histerisinin de devreye girmesiyle soykırım gibi insanlık dışı uygulamaların hortlamasına neden olunuyor.
Sözün özü şu... Kaosun içine sürüklenerek hedef tahtasına yerleştirilen toplumlar, emperyalist güçlerin istediği gibi kendi iç dinamizmlerini parçalar ve kendini yutulmaya hazır hale getirerek, onların amaçlarına hizmet etmekten başka bir şansı bulamayacak noktaya gelir. Böylece orta doğuyu dizayn etmeye çalışan efendiler bazen Arap Baharı, bazen de totaliter rejimlere Özgürlük yaftası altında işlerini bitirir, otururlar kurtlar sofrasına.
osmankamaci@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan