Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 33
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 3 Gün Gelmedi
abdullahank 155 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 244 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 249 Gün Gelmedi
atlantis 270 Gün Gelmedi
baris dursun 270 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 279 Gün Gelmedi
adacala 280 Gün Gelmedi
admin 282 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 282 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
HEJİN'İN PİPİS SEVGİSİ VE HÜZÜN
Yazar Fakir - Şubat 06 2014 - 22:57:40
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
HEJİN'İN PİPİS SEVGİSİ VE HÜZÜN

Osman Kamacı Keskin soğukların başladığı akşamın ilk saat'leriydi. İşten yeni dönmüş, arabamı park etmek için uygun bir yer aramaya başlamıştım. Çok geçmeden oturduğumuz apartmanın önüne park ederek eve girmek üzereydim ki, yan bahçeden gelen yavru kedi seslerini duyunca geri döndüm. Bakındım etrafa... Hiç bir şey görünmüyordu. Merakıma yenik düşerek sesleri takip ettim ve sonunda ulaştım masum yavrucaklara.
Gördüğüm manzara karşısında şaşırmış, elimdeki çanta ve bilgisayarı eve bırakarak tekrar indim. Birbirine sokulmuş, tir tir titreyen ve daha bir kaç günlük oldukları açılmamış gözlerinden anlaşılan üç yavru kedi çaresizce ciyaklayıp duruyordu. Anlaşılan oydu ki, anneleri uzun saatlerdir onlara süt verememişti. Bunu evden ılıtarak getirdiğim sütü önlerine koyduğumda adeta saldırarak içmeye başlamalarından anlamak mümkündü. Duvarın bir kenarına korumasız bir halde terk edilmiş olmaları, buz gibi havada ölümle yüz yüze olduklarını gösteriyordu. Gökhan zaman kaybetmeden yakındaki bakkalda bir karton koli getirdi. Ardından evden aldığı bir kaç yumuşak bez parçasıyla içini düzenleyerek el birliğiyle yerleştirdik yavru kedicikleri, belki anneleri gelir diye... Karınları doyduktan sonra kolinin dip kenarında bir araya gelerek, soğuktan korunma güdüsüyle birbirlerine sokuldular. Bir kaç gün bu şekilde takip ederek beslenmelerini aksatmamaya özen gösterdik. Ancak, buna rağmen bir süre sonra yavrulardan biri rahatsızlandı. Hiç düşünmeden üçünü de yanımıza alarak Veterinerin yolunu tuttuk. Veteriner kontrol sonrasında bir şurup vererek, mamalarına karıştırarak içirmemizi önerdi. Ancak bütün çabalarımıza rağmen, hasta olan yavruyu kurtaramadık. Bu arada anneleri hala ortalarda yoktu. Muhtemelen bir arabanın altında kalarak ölmüş veya sokak köpekleri tarafından parçalanmış olabilirdi. Anne Kedi'lerin yavrularına olan düşkünlüğü düşünüldüğünde, daha yeni doğurduğu yavruları bu şekilde tehlikelere karşı korumasız ve yapayalnız bırakması mümkün görünmüyordu. İki yavrunun beslenme ve bakımları düzenli olarak takip edildi ve iki haftalık oldular. Artık oynamaya zıplamaya başlamış, yerlerinde duramaz olmuşlardı. Derken bir kaç gün sonra yavrulardan biri daha zayıf ve hareketsiz düşmeye başladı. Ne yapmaya çalıştıksa onu da hayatta tutmayı başaramadık. Böylece elimizde sadece bir sağlıklı yavru kaldı. Artık onu bu şekilde hayatta tutamayacağımızı görmüş, dışarıda bırakarak diğer kardeşleri gibi ölüme terk edemeyeceğimizi anlamıştık. Geçte olsa isabetli bir karar alarak balkonumuzda bir köşe düzenledik ve yaşaması için bir şeyler yapmanın gerekli olduğuna kanaat getirdik. Günler, haftalar geçti. Yavru kedimiz günbegün gelişti, büyüdü sevimli bir kedi oldu. Artık evimizin maskotu olmuş, dört yaşındaki dünyalar güzeli Hejin'imiz tarafında Pipis ismiyle onurlandırılmıştı. Hejin, kardeşimin dört yaşında, gözlerinde zekâ fışkıran dünyalar tatlısı ve evimizin neşe kaynağı bir şirine. Kediye başta temkinli yaklaşsa da, bir kaç gün sonra alışarak, pisipisi diye seslenerek sevmeye başlamış, fakat pisipisi demekten zorlanarak, pipis deme kolaycılığına kaçmıştı. Ve böylece evimizin maskotu bir anda Hejin'in telaffuz şekliyle Pipis olmuştu.
Çok zeki bir Kedi olduğu, çocuklarla farklı, büyüklerle farklı oyunlar oynamasından anlaşılan Pipis, işten dolayı üzerimde oluşan olumsuz elektriği alıyor, stresten arındıran bir tedavi aracı olmayı başarmıştı. Gerek Gökhan, gerekse Aylin ve ben olalım, daha evin kapısından ayağımızı atar atmaz sırnaşır, oyun oynamak için sabırsızlığını gösteriyordu. Bu davetkâr şirinliklerine hiç birimiz daha fazla dayanamaz, kollarımıza alır, dakikalarca oyun oynayarak, gönlü olsun diye elimizden geldiğince eğlendirirdik Pipisi. Bir üst dairede oturan Hejin hemen hemen her gün aşağıya iner, birbirini anlayan iki yaramaz çocuk gibi, yorulana kadar evin içindeki koltuk ve kanepelerin arkasına kaçışarak saklambaç oynarlardı. Pipis'in kimi zaman balkondaki mermerin üstüne çıkarak sokaktaki kedilerin oradan oraya koşuşturmasına gıpta ile baktığına şahit oluyorduk. Bundan dolayı kediniz balkondan düşecek diye defalarca kapı zilimizin sokaktan geçenler tarafından çalındığı oluyordu. Oysa bir gün balkonda temizlik yapan Nazan'ın kazaen paspası silkelemesi sonucu üçüncü kattan zemine düşmesi dışında hiç düştüğü olmamıştı. Nazan bu talihsiz kaza karşısında çok üzülmüş, sol bacağında oluşan ezikten dolayı aksamasına kahrederek suçluluk duygusuyla günlerce kıvranmıştı. Bu durum fazla sürmemişti. Bir kaç gün sonra ayağı tamamen iyileşmiş, normal yürümeye başlamıştı Pipis.
O akşam pipisin halinde bir gariplik vardı. Eve yorgun döndüğüm saatlerdi... Kendimi koltuğa atmamla ellerime, ayaklarıma dolandı ve yumuşak ısırıklar atarak benimle oynamak istedi. Onun bu isteğine cevap vermeyince hiç olmadık bir şey yaptı. Omzuma oturdu ve başladı alın kısımlarımdan zımpara gibi tatlı diliyle yalamaya. Bu davranışı beni çok etkilemiş, ona kayıtsız kalmayacağımı gerektirmişti. Hemen kucağıma aldım ve kulağına bir iki sevgi sözcüğü fısıldamaya başladım. Ben elimle sırtını ve başını ovalayarak severken, o mırlamaya devam ederek, adeta bir şeyler söylemeye çalışıyordu. Sanki bir veda ritüeliydi, bütün yaşananlar. Pipis'in bu davranışı sanki ona göstermiş olduğumuz ilgi için bir teşekkür, bir minnet duygusunun dışa vurumu gibiydi.
Ertesi sabah onu uyandırmadan, sessizce işime gittim. Sıkıcı bir gündü. Her an bir yerde kötü bir haber gelecek diye istim üzerindeydim ve güne endişeli başlamıştım. Üzerimde oluşan ve sebebini bir türlü anlayamadığım gerginlikten dolayı sabah kahvaltımı bile yapamamış, içim tir tir titriyordu. Yaşadığım bu dayanılmaz sıkıntı, bir kaç saat sonra çalan telefonla doruğa ulaştı. Korkularımın zirve yaptığı o anda, ahizenin karşı tarafında Nazan'ın nasıl anlatacağını beceremeyen ağlamaklı sesi duyuldu. Hem anlatıyor, hem de hıçkırıklarla vicdani rahatsızlığını ortaya koyuyordu. Anlattıkları karşısında büyük bir şok yaşamış, adeta nutkum tutulmuştu... O an Sadece Pipisi koruyamadığından dolayı Nazan'a bir beddua ettiğimi hatırlıyorum.
Bir anda dairenin kapısını açık bulan Pipis, balkon mermerinin üzerindeyken gıptayla baktığı sokağın cazibesine kapılmış, kendini dışarı atmıştı. Nazan'ın ısrarlı Çağrılarına bile aldırmamış, kapıdaki diğer kedilerin arasına karışmakta tereddüt etmemişti. Sokağa pek alışık olmayan Pipis, ne yapacağını bilmez acemi bir çaylak gibi şaşkın şaşkın, sağa sola koşmaya başlamış. Diğer kedilerin yadırgar gibi karşılayarak peşinden koşması Pipis'i korkutmuş ve o an yoldan geçen aracın gelişini görmeyecek kadar telaşlandırmıştı. Hızını kesmeden gelen araç yoluna devam ederken, Pipis kafasına aldığı darbeyle kanlar içinde yerde can çekişmeye başlamıştı.
O haliyle veterinere yetiştiriyorlar. Kırık falan yok, fakat iç kanama teşhisiyle eve geri getiriliyor. Akşam eve girdiğimde sesime tepki vermeye başladı. Açtım kafesini, aldım kucağıma Pipisi. Adeta bir çocuk gibi sarıldı patileriyle... Şişmiş başını omzuma dayamış, acının izlerini haykıran bakışlarıyla bana yardım et der gibi gözlerimin içine bakıyordu. Bu durum karşısında çaresiz ve sözün bittiği yerdeydim artık. Nemlenen gözlerimin arkasındaki acıya tutunmuş, çaresizliğin dayanılmaz hafifliğine sürüklenmiştim. Her zamanki gibi elimi üzerinde gezdirerek, direnmesini, hayata sıkı sıkı sarılmasını fısıldadım kulağına. Ve Pipis artık beni dinlemiyordu... Acılarından arınmışçasına gevşedi, uyur gibi boylu boyunca kendini bıraktı kollarıma. Bu manzara karşısında evin içine bir ölüm sessizliği yayıldı, kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Çünkü Hejin'in sevgi kaynağı, evimizin maskotu Pipis hepimizi büyük bir hüzünle baş başa bırakmış, anne ve kardeşlerinin yanına gitmeyi seçmişti.
Bizi affet Pipis...
Seni korumayı beceremedik...

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan