Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 9
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 3 Gün Gelmedi
abdullahank 155 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 244 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 249 Gün Gelmedi
atlantis 270 Gün Gelmedi
baris dursun 270 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 279 Gün Gelmedi
adacala 280 Gün Gelmedi
admin 282 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 282 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
DEVLETLERİN GÜCÜ ADALETTTİR.
Yazar Fakir - Şubat 01 2014 - 08:12:33
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
DEVLETLERİN GÜCÜ ADALETTTİR.

Osman Kamacı Gün geçmiyor ki, bu ülkede baş döndürücü gelişmeler yaşanmamış, gündem bir anda kevgire dönmemiş olsun. Öyle ilişkiler ortaya çıkıyor, öyle olaylar deşifre oluyor ki, bu kadarına da pes dedirten cinsten. Üst düzey bürokratlardan tutun, Bakanlık düzeyindeki siyasetçi çocuklarına, Müteahhit'ten, belediye başkanı ve iş adamlarına kadar varan, ardı arkası kesilmeyen zincirleme yolsuzluk iddiaları...

Savcı Zekeriya Öz'ün emniyet birimleriyle koordineli olarak gerçekleştirdiği teknik takip sonucunda yolsuzlukları ortaya çıkarması belki de Cumhuriyet'in siyasi tarihinde yaşanan bir ilktir. Ayrıca rüşvet ve yolsuzlukla suçlanan kişilerin konumu göz önüne alındığında, bu ülkede nasıl bir çarkın döndüğünü kestirmek için müneccim olmaya da gerek bırakmıyor. Ayakkabı kutularına sıkıştırılan milyonlarca Amerikan dolarını mı dersiniz, yoksa yalnızca büyük ölçekli iş yerlerinde bulunması gereken birden fazla çelik kasa ve para sayma makinelerimi dersiniz... Adı yolsuzlukla anılan kişilerin evlerinde bunca materyalin ele geçirilmesi bu ülkede nasıl bir çürümüşlüğün yaşandığını çok net ortaya koyması bakımından yeterlimidir, takdir kamuoyunundur. Rüşvet ve yolsuzlukla itham edilen şahısların evlerinde bunca delilin bir arada bulunmuş olmasına rağmen, hiş bir şey olmamış gibi davranmaya çalışarak, zamanlamanın manidar, operasyonun maksatlı ve kendilerine kurulan bir komplo olduğunu söylemek ve bu şekilde bertaraf etmeye çalışmak, garip bir durumdu. Keşke daha inandırıcı gerekçeler öne sürülerek, hukukun işleyişine yardımcı olunabilseydi. Böylece insanların gözünde daha çok büyür, takdir edilirlerdi. Deşifre olan bu ilişkiler sonrasında halkın kafasında oluşan bir soru vardı. Acaba, din faktörünü sermaye olarak kullanan AKP kendisine oy veren seçmenler tarafında ''Sende mi Bürütüs,, gibi bir şaşkınlıkla karşılanmış ve önümüzdeki yerel seçimlerde gerekli cevabı alacak mıdır? Yoksa onlarda Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sıkça dile getirdiği gibi, paralel devlet yapılanması içerisinde olan ( örgütlerin) güçlerin bir darbe girişimi ile seçim öncesi kendilerine komplo kurduğunu mu düşünüyor ve buna göre bir sahiplenme refleksi mi ortaya koyacak, bunu önümüzdeki yerel seçimlerde göreceğiz.

17 Aralık yolsuzluk operasyonunu soruşturan savcılar Deniz Feneri davasında olduğu gibi zaman kaybedilmeden görevden alındı ve yerlerine yeni savcılar görevlendirdi. Emniyet müdürleri beklenmedik tayinlerden tutun, meslekten uzaklaştırmaya kadar varan tehditler karşısında kafaları karışmış, korku içinde yeni tayin yerlerini beklediler. Ve çok geçmeden yüzlerce emniyet mensubu tasfiye edilerek ellerine tutuşturulan yeni görev yeri yazılarıyla memleketin farklı noktalarına serpiştirildiler. Şu anda her şey tamamen kontrol altına alınmış, suçüstü yakalanan suçlu da olsa, sahip olduğu nüfuz dikkate alınarak, süreç takip ediliyor. Demokrasiyi dilimize pelesenk bir dönemde bütün bunları yaşıyor ve Adalet terazisinin eksik tarttığını görüyor olmak yaman bir çelişki. Hele hele, suç isnat edilen kişilerden biri içişleri bakanlığı gibi saygın bir koltukta oturan şahsın oğluysa... O zaman sözün bittiği yerdeyiz ve durum daha da vahimdir.

Konuyla ilgili önceden gerekli kişileri bilgilendirecek, iddia edilen komplolara karşı tedbir almalarını sağlayacaksınız. Aksi halde başınıza öyle şeyler gelir ki feleğiniz şaşar. Vay sen misin operasyonla ilgili bilgi vermeyen. O zaman, Seksenler dizisindeki Rıza komiserin her canı sıkıldığında beraber görev yaptığı mesai arkadaşı Selahattin için kullandığı repliği hak ediyorsunuzdur. Kendine haritada yer beğen...

AKP ile Cemaat bir zamanlar can ciğer kuzu sarması, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen ruh ikizi gibiydiler. Hoca efendi ile Hükümet aynı amaç için el ele vermiş, muhabbetle duygusal bir yakınlaşma içerisindeyken, hiç hesapta olmayan dershanelerin kapanması hadisesi ortaya çıktı. İşte kızılca kıyamet'te o zaman koptu ve karşılıklı kılıçlar çekildi... Taraflar arasında başlayan gerginlik doruğa tırmanırken, eteklerindeki taşları orta yere döktüler. Zamanında büyük emekler sarf ederek biriktirdikleri bilgi, belge ve kasetlerin yer aldığı kozmik odalarının kapılarından içeri girdiler ve tek tek dosyaları indirerek tozlu raflarda arşivledikleri işe yarar ne var ne yok gözden geçirmeye başladılar. Ve böylece 17 Aralık sabahı bomba etkisi yaratan rüşvet ve yolsuzluk operasyonu için düğmeye basarak ilk hamleyi gerçekleştirmiş oldular.

Aynı amaca hizmet ettikleri aşikâr olan bu grupların bugün ne değişti de, birbirine tahammül edemez duruma geldikleri şimdi artık sır değil. Daha dün Hoca efendinin rahle-i tedrisinden geçenler ve karşısında el, etek, divan duranlar bugün bu alışkanlıklarından vazgeçerek, benden sonrası tufan demesinin altında yatan neden acaba, çıkar ilişkisinin zedelenmeye başlamış olmasından mıdır? Yoksa has bahçe günlerinden sonra, çatışmacı bir ruh hali içerisine girmiş olmaları, tarafların yeni bir sürecin ön hazırlığı içinde olduğundan mıdır?

Mesela...

Tek güç, tek yapı olma ihtirası gibi...

Bu inatlaşmanın ülkeye çok pahalıya patlayacağını, öngördüler mi bilinmez ancak, bugün ülkenin içine sürüklendiği ekonomik kargaşanın tek sebebi oldukları gün gibi ortadadır. Bu çok iyi bilinmelidir ki, tarih onları affetmeyecek ve ülke ekonomisini felakete sürükleyen bu sorumsuzluğu bir kenara not edecektir.

Ayakkabı kutularına sıkıştırılan balya balya o Amerikan dolarları adeta freni patlamış kamyon gibi durmak bilmiyor. Resmen açıklanmasa da, Türk Lirası büyük oranda değer kaybederek tarihinin en şanssız dönemine itildi. Zaten kırılgan olan piyasalar, son yaşanan olaylar nedeniyle bir türlü durulmuyor. Merkez bankası piyasalara milyar milyar dolar sürerek önlem almaya çalışmasına rağmen Dolardaki yükselişi durdurmakta güçlük çekiyor. Faiz oranlarında bir kaç puan yükseltme yoluna gitmek bile Dolar'da ki ateşi söndürmeye yetmiyor ve ek tedbirler için çareler aranıyor.

Yargı görevini yaparak, suçu ve suçluyu hak ettiği yere koymaya gayret ediyor ancak, Yürütme buna müdahale ederek haddini bil ve kararlar alınırken kendisine danışılmasını isteyerek kontrol altında tutmaya çalışıyor. Demokrasilerde Adaletin herkese eşit dağıtılması ve suç varsa ceza vardır kavramıyla ilkesel bir uyum içerisinde olması gerektiği bilinir ya, Ülkemizde tam tersi bir işleyiş söz konusu ve sanki güç varsa, adalet yoktur mantığı egemen kılınmak isteniyor... Dünyanın hangi demokrasisinde böyle bir uygulama vardır, bilen varsa beri gelsin.

Peki, ülkemde yaşanan bunca yanlış uygulama ortadayken, Yargının bağımsızlığından bahsedilebilir, Hukukun üstünlüğü düşünülebilir mi?

Asla...

Bura da Montaigne'in ''Adaletin olmadığı yerde, ahlaktan bahsedilemez,, sözünü iyi okumak lazım.

Eğer bir ülkede Hâkimler ve Savcılar Adaletin terazisini hür iradeleriyle ibreye vuramıyorsa, yargı ve hukuk gibi kavramların bağımsızlığından veya üstünlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Bir Devletin gücü, Adalet mekanizmasının sağlıklı çalışmasında gizlidir. Bu mekanizma adil ve hakkaniyet ruhu ile işliyorsa, gücü tartışılamaz, tereddütlere yer bırakmaz. Aksi halde yargıya olan güven zedelenirse, yeniden tesis etmek için çok büyük bedeller ödenmesi kaçınılmaz olur.

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan