Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 15
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 3 Gün Gelmedi
abdullahank 155 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 244 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 249 Gün Gelmedi
atlantis 270 Gün Gelmedi
baris dursun 270 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 279 Gün Gelmedi
adacala 280 Gün Gelmedi
admin 282 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 282 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
BABA ÖZLEMİNİ ANLATABİLMEK
Yazar Fakir - Nisan 16 2013 - 06:26:37
BABA ÖZLEMİNİ ANLATABİLMEK/Osman Kamacı

Osman Kamacı Boğucu sıcaklar etkisini yitirmiş, yemyeşil bozkırlarda renk armonisi oluşturan bitki örtüsü bir dahaki bahara dönmek üzere veda buseleri dağıtma telaşındaydı. Yeşilin sarmaladığı, papatyalar ve yaban çiçeklerinin renklendirdiği uçsuz bucaksız ovalar, dağlar ve vadiler sihirli bir el değmiş gibi, solgun ve anlamsız görüntüler sergilemeye başlamıştı. Sonbahar sevinç çığlıkları kopararak artık ben varım homurtularıyla gök kubbeye ulaşan asırlık çınar ve engin kavaklarda inatla asılı duran son birkaç yaprağı acımasızca sarsarak yerlere savuruyordu. Bu durum yerlerde sere serpe kıpırtısız duran nemli, solgun ve çürümüş yaprak yığınlarının genizlerde keskin sülfat kırıntılarının dolaşmasına neden oluyordu.

Güneş zaman zaman bulutların arasında kendini göstermeye çalışsa da, yer küreye hükmeden koyu gri bulutlara söz geçiremiyor, yalçın tepelerin ardında kaybolmadan önce el sallıyor, son ışın kırıntılarını da beraberinde silip süpürüyordu, kırgın ve keyifsizce… Rutin bir gün daha kendini yok ederken, karanlıklar silsilesi an be an bütün hayatı teslim almaya başlamak için son darbesini indirmek üzereydi. Nedense bu durum hiç garipsenmiyor, her zaman olduğu gibi, sıradan bir günden farksız düşünülmüyordu. Sıradan bir gün gibi düşünüldüğü için hiç kimse yorum karmaşası içinde beyin fırtınası koparmıyordu. Bütün dünya karanlıklara gömülse de, sonunda diğer günlerden farkı olmayan bir gündü işte… Ancak, kâinatın varoluşundan beri yaşana gelen bir gerçek vardı ki, o da karanlıktan sonra aydınlık gibi bir gerçeğin mutlak olacak olmasıydı. Çok geçmeden, belki de birkaç saat sonra bütün kâinat yeniden karanlığın pençesinden kurtularak, taptaze ışık huzmeleri bezgin ve karamsar ruhlara sevgi tomurcukları zerk eden anların başlamasına neden olacak. Böylece hüzün ve heyecanı içinde barındıran hikâyeler kaldığı yerden ve aynı ahenkle devam edecek… Bir eksen üzerindeki iki belirsiz çizgi gibi duran o anlar kimileri için huzur ve mutluluk yüklü duyguları aydınlıkla harmanlarken, kimileri için de acı ve mutsuzluğun bulandığı cehennem karanlığını kusar, ruhlarında derin izler bırakarak.

O gün benim için de böylesi bir sonbahar gününün keyifsiz sabahında acıya bulanan cehennem karanlığını yaşamak kaçınılmaz bir gerçek olmadan öteye gidememişti. Yıllara meydan okuyan ve asırlık çınarlar gibi dimdik ayakta duran babamın kahpe fırtınalara gerek kalmadan, dallarında sımsıkı tutarak sahiplendiği bizlerin elini bırakarak hayata veda edişi, adeta karanlık gecelerden sonra bir daha aydınlık bir geleceğin olmayacağının habercisi gibiydi. Onun ansızın karanlık girdaplar arasında kaybolarak ve bir daha bizimle olamayacağını düşünmek ne garip bir duyguydu. Sanki bir ilkbahar sabahında çıkagelecek, ellerinde yeni koparılmış bir demet kır çiçeğiyle… Ve sarılacak göz pınarlarımızda biriken yaşları tek tek silerek... Belki soracaktı, her zaman bakışlarından hissettiğim o yumuşak şefkatle…

_Bensiz geçen zamanda ne yaptın?

Elbette hasretini çektiğimi, üzüldüğümü söylemeyecektim… Aramızdan ayrılışından sonra ailemize yeni katılan torunlarından olan ve kendi adını verdiğimiz Küçük Mehmet’in şirinliğinden, Berkay’ın çakmak çakmak gözleriyle herkese saçtığı büyüleyici gülücüklerinden veya Hejin’in zekâ fışkıran afacan davranışlarından bahsederek, onsuz geçen mutsuz günlerimin nasıl da tek tesellisi olduklarını anlatmaya çalışırdım. Biliyorum… Babam gözlerimden bunun pek inandırıcı olmadığını görecek, tatlı bir tebessümle sorarak, cevap bekleyecekti.

_ O halde neden ağlıyorsun be oğlum, hala yalan söylemeyi beceremiyorsun… Diye soracaktı. İşte, o an film kopacak, daha fazla kaçamak cevaplar veremeyecektim.

_ Senin yerin hiç dolmuyor Baba, seni çok ama çok özlüyor, sensizliğe alışamıyorum... Diyebilecektim, buğulanmış ve nemli gözlerle…

Bir ilkbahar sabahında, evet evet bir ilkbahar sabahının ilk ışınlarıyla ruhlara huzur veren ve meltem esintileri eşliğinde bereket fışkıran uçsuz bucaksız topraklarda açan kardelen ve kır çiçeklerinin ahenkle serpiştiği o tablo içerisinden el sallayarak belirsiz eksen üzerindeki, özlemlerimin ışığı olmana bugün çok ama çok ihtiyacım var Babam…

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan