Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 33
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 2 Gün Gelmedi
abdullahank 154 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 243 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 248 Gün Gelmedi
atlantis 269 Gün Gelmedi
baris dursun 269 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 278 Gün Gelmedi
adacala 279 Gün Gelmedi
admin 281 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 281 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
FARKLI KÜLTÜRLERİN GÜZELLİĞİ
Yazar Fakir - Nisan 09 2012 - 13:58:16
FARKLI KÜLTÜRLERİN GÜZELLİĞİ/Osman Kamacı

Osman Kamacı  Binlerce yıldan beri kültür, dil ve dini inançları farklı yüzlerce etnik kimliğe sahip insanlar beraber yaşadılar ve yaşamaya devam ediyorlar. Farklı kültürlere sahip bu insanların yaşam biçimleri, gelenek ve görenekleri, dini ritüelleri birbiriyle mukayese edilmeyecek derecede hep farklı farklıdır. Bu özelliklerinden dolayı her milletin evrensel yaşayış biçimimize ayrı bir renk, ayrı bir tat kattığını hep savundum, savunmaya da devam edeceğim. Asla öteki kavramını hayatıma sokmayacak, zihin bulanıklığı yaşamayacağım.

Bir insan olarak böyle bir düşünceye sahip olmak kadar daha doğal bir şey olabilir mi?

İnsani değerler din, dil, ırk gibi yaradılış özelliklerine bakılarak teraziye konulabilir mi? Hangi otorite bunun ölçüsünü belirleme gücünü kendinde bulabilir? Siyah tenlisi, açık tenlisi, esmer tenlisi, kızıl tenlisi, bütün farklılıklarıyla hepsi yaşadığımız gezegenin gerçek sahipleri değiller mi? Tıpkı bizler gibi…

Bu farklılıkları idrak edemeyen bazı ırkçı ve dikta rejimler Nazi lideri Adolf Hitler’in hayalindeki en büyük proje olan “ Alman milletinin asli unsurunu oluşturan Ari ırkının diğer tüm ırklardan üstündür,, tezinden adeta ilham alarak, halklarına etmedikleri zulümleri bırakmadıklarını unutmadık. Gerçekleştirdikleri katliam ve soykırımlarla bunu adeta kanıtlayarak tarih sayfalarında kanlı diktatörler olarak yer aldıklarını kim bilir kaç defa okuduk. Ve kendi ırkını tüm alt kimliklerden üstün olduğu saçmalığından hareket ederek hayata geçirdikleri faşist ve anti Demokratik uygulamalar sonucunda sebep oldukları toplumsal trajedi’lerden büyük sorumluluk sahibi olduklarını göremeyecek kadar kör ve izansız oldular. Bütün bunlardan bir türlü ders çıkaramayan insanlık dünyası hala kendi kendini törpülemeye devam ediyor.

Demokrasilerin bütün kurumlarıyla devre dışı olduğu ülkelerde baskıcı ve ırkçı dayatmalar neticesinde halklarına reva gördükleri korkunç zulümleri bütün Dünya ibret ve dehşetle izledi, izlemeye devam ediyor. Devlet yönetimini kendilerine bahşedilmiş sonsuz bir hakmış gibi, bir türlü bırakmayan ve kendini tek irade konumunda gören çağımız diktatörlerinin bitmek tükenmek bilmeyen ihtiraslarından dolayı ülkelerini ne büyük felaketlere sürüklediklerini son yıllarda yaşanan bölgesel çalkantılarla olduğu gibi bütün Dünya seyrediyor. Irkçı temele dayalı politikalar geliştirerek, halkların arasına faşizan tohumlar ektiler. Halkları din, dil, mezhep, ırk gibi nedenlerden dolayı ayrıştırdılar. Bu da yetmiyormuş gibi, insanları sahip oldukları etnik kimliklerine bakılmaksızın tornadan çıkmışçasına bir kalıbın içerisine sokarak aynılaştırmaya çalıştılar, çalışmaya da devam ediyorlar. Evrensel insan hakları kriterlerini zorlayan ve ülke dinamiklerini yerinden oynatan bu gibi ölçüsüz politikalar devlet politikası da olsa, asla ve asla kabul edilir bir yöntem değildir. Eğer böyle bir politika halklara dayatılır, evrensel hak ve özgürlüklerinden izole edilmeye çalışılırsa, bunun halka yapılan en büyük zulüm olduğunu unutmamak gerekir. Zulüm gören halk belki bir süre tepkisiz kalabilir, ancak içinde biriktirmiş olduğu kin ve öfke lavlarını bir gün püskürtmeye başlarsa, bunun karşısında dayanacak ne iktidarlar kalır, ne de kendilerini her şeyin üzerinde sayan diktatörler. İşin özüne gelirsek “ Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner,, sözü hayata geçmiş olur ki, buna en iyi örnek Halepçe’de binlerce Kürt insanını kimyasal silahlarla katleden Saddam Hüseyin’dir. Milyonlarca Mısırlının Tahrir meydanına çıkarma yapmasına neden olan Hüsnü Mübarek’tir. Ülkeyi terk edip kaçan Tunus diktatörü Bin Ali’dir. Halkı tarafında yakalanıp linç edilerek öldürülen Libya lideri Muammer Kaddafi’dir.

Bir sistem düşünün ki, kendini var eden önemli unsurlardan biri durumunda olan bir halk iradesini yasakçı ve baskıcı politikalarla inkâr ve ötekileştirmeye çalışsın. Anti demokratik uygulamaları dayatarak, dillerini, kimliklerini, kültürlerini ve sosyolojik özelliklerini yok saysın veya var olduğunu kabul etmeme noktasında politikalar geliştirsin. Ve bu da yetmiyormuş gibi onları farklı kültürlerin içinde bulunduğu potaya sokarak eritmeye çalışsın; Kısacası asimilasyona tabi tutarak yok etme yoluna gitsin. Böyle bir Devlet politikası olabilir mi? Farklılıkların farkında olmasına rağmen, fark etmiyor gibi görünerek inkâr gibi bir basiretsizliği sergilesin. Oysa halkların barış ve kardeşlik duyguları içerisinde yaşaması için dil, din, ırk ayırımı gütmeyen ve insan haklarına kapısını ardına kadar aralayan, Adalet mekanizmasını kusursuz işleten Demokratik Devlet olma erdemine sahip olmak yeterlidir.

Ülke kavramını bir araya getiren bütünselliği bir tablo gibi düşünelim. Bütünselliği sağlayan etnik kimliklerin oluşturduğu çok kültürlülük, eğer mevcut tablo içerisinde uyum yumuşaklığını sağlıyor, renkler ve eskizler kusursuz oluşu haykırıyor ve siz Devlet olarak kendi elinizle tarihi değeri olan o tablo üzerinde gereksiz restorasyonlara başlarsanız, tablonun tarihi dokusunu bozarsınız. Bunu yaparsanız tablonuzun sahip olduğu somut özelliklerinden mahrum olur, böylesi bir değerinizi muhafaza etme şansını kaybedersiniz. Burada esas yapılması gereken restorasyon değildir. Yapılması gereken bütün renklerin çerçeve içerisindeki görsel yansımasını sürdürülebilir hale getirmektir. Dışarıdan gelebilecek her türlü olumsuz etkiden koruyarak, daha sağlıklı koşullar oluşturabilmektir.

Ellerinde bulundurdukları paha biçilmez tablolar üzerinde restorasyon yapmaya çalışan birçok diktatörün ne kadar büyük insanlık suçu işlediğini ve korkunç trajedilere sebebiyet verdiklerini Nazi Almanya’sının Auschwitz’te, Saddam Hüseyin hüküm sürdüğü Irak’ın Halepçe’de, Ermenistan güçleri tarafında Azerbaycan’ın Hocaali’de, Sırp güçleri tarafında binlerce erkeğin öldürüldüğü Bosna’nın Srebrenitsa’da ki örneklerde gördük, yaşadık. Tarihin lanetlediği bu gibi katliam ve soykırımları elbette unutmak mümkün değildir. Milyonlarca insanın tarih sahnesinden yok olup gitmesine neden olan eli kanlı diktatörler ve ırkçı zihniyete sahip devletler özgürlükleri prangaya vursa da, bu asla halkların var olan mücadelesini yok etmeye yetmemiştir ve yetmeyecektir.

Yaşadığımız yüzyılda insanların yaşamsal ihtiyaçları için ayrılan bütçeler, devletlerin silahlanma için ayırdığı bütçelerin yanında toplu iğnenin başı kadardır. Oysa devletlerin silahlanma için harcadığı bol sıfırlı rakamlar insanların eğitim, sağlık ve refah düzeyini yükseltmek için kullanılabilirse, içinden debelenmeye çalıştıkları sorunları büyük oranda çözmüş olacaklar. Fakat bu hiçbir zaman silah ticareti yapan güçlerin işine gelmez. Çünkü ne kadar çok insan ölürse, o kadar çok silah satılacaktır. Ne kadar çok silah satılırsa o kadar çok rant elde edilecektir. Bundan dolayıdır ki, silah rant olmaktan çıkmadıkça, huzur aramak nafiledir.

Çünkü ölümün olmadığı yerde silaha zaten gerek kalmaz.

Onun içindir ki, siz siz olun, sahip olduğunuz tabloların dış faktörler tarafından zarar görmesine müsaade etmeyin. Ve paha biçilemez tablolarınızı evinizin en güzel köşesine asın, seyrederken keyfini çıkarın…

En önemlisi, tabloya dört tarafından sarılarak sahiplenen çerçeveye musallat olan zararlı tozları gerekli fırçalarla bertaraf etmeyi ihmal etmeyin…

Osman Kamacı osmankamaci@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan