Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 25
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 3 Gün Gelmedi
abdullahank 155 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 244 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 249 Gün Gelmedi
atlantis 270 Gün Gelmedi
baris dursun 270 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 279 Gün Gelmedi
adacala 280 Gün Gelmedi
admin 282 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 282 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
ÇÖZÜM İÇİN ÇOK SESLİLİK ŞARTTIR…
Yazar Fakir - Ocak 04 2011 - 06:25:54
ÇÖZÜM İÇİN ÇOK SESLİLİK ŞARTTIR…./Osman Kamacı

Osman Kamacı Aralık ayı içerisinde Diyarbakır’da Demokratik toplum Kongresi’nin (DTK) düzenlenmesi kamuoyunda büyük yankılar buldu. Gündeme damgasını vuran konu başlıklarını duydukça, nereden nereye geldiğimizi bir kez daha görmüş olduk. Önemli düşünce adamları ve Onlarca basın mensubunun bu çalıştaya katılması, bizlere ister istemez hey gidi günler, hey dedirtti. Çünkü daha düne kadar Kürt kelimesinin telaffuz edilmesi bile başlı başına suç teşkil ettiğini hepimiz biliyoruz.
Şimdi sormak gerekir?
Peki; Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne çıkan birçok Milletvekili Kürtçe konuşmayı alışkanlık haline getirirken, 17 Mart 1994’te milyonlarca seçmenin oyunu alarak Parlamento’da temsil yetkisi alan ve yasal bir partinin temsilcileri olan Leyla Zana ve arkadaşlarının ne suçu vardı? Onlar ki, bugün dillere pelesenk olan iki bayrak, iki dil, Kürdistan ve bölgesel özerklik gibi talepleri çağrıştıran cümleler kurmadılar. Yaptıklarının günahı neydi, biliyor musunuz? Sadece halkların kardeşliğini temenni eden kısa bir söylemdi. Meclis kürsüsüne çıkan Leyle Zana Kürtçe olarak kullandığı “Bu yemini Türk ve Kürt halkının kardeşliği adına yapıyorum,, cümlesiydi. Bu iyi niyet cümleden dolayı birçok arkadaşıyla birlikte adeta yaka paça derdest edilerek gözaltına alındılar ve arabalara tıkıldılar. Buda yetmezmiş gibi, terör örgütüne üye olmakla suçlanarak sessiz sedasız 15 yıl hapis cezasına mahkûm edildiler. Düşünüyorum da, acaba! Leyla Zana bugün telaffuz edilen cümleleri o gün kullanmış olsaydı acaba ne olurdu. Açıkça söylemek gerekirse, düşünmek bile insana ürküntü veriyor. İşte bu Ülkenin en büyük ayıbı ve utancı o yıllarda yaşanan anti Demokratik uygulamalar ve tahammülsüzlüklerdir. Aslında! Bugün yaşanan ve rahatlıkla dile getirilebilen söylemler, geçmişte yapılan hataların daha iyi analiz edilmesi ve bu hatalardan dersler çıkarılması ve şapkamızı önümüze koyup düşünmemizi gerekli kılıyor. Bu süreci iyi kullanmak ve toplumsal hassasiyetlerin nabzını kontrol altında tutmak için şimdi ortam çok müsaittir. Denge mekanizmasını iyi kurarak, idare etme yeteneğini kullanan siyasi otoritenin ortaya çıkması, kangren haline gelmiş bir sorunun ılıman bir havaya sokulmasını mümkün hale getirebilir. Çünkü Kürt sorunu bu ülkenin en önemli sorunudur. Bu sorunun ortadan kaldırılması için Devletin alışılagelmiş politikalarını bir kez daha gözden geçirmesi çok önemlidir. Buna paralel olarak siyasi iradenin de sorumluluk alarak, ezber bozacak projeler üretmelidir. Bütün olasılıklar dikkate alınarak toplumsal uzlaşıyı sağlayacak bir yol haritası için çaba içerisinde olmalıdır.
Bugüne kadar tir tir titreyerek gizlemeye çalıştığımız ve bütün bu korkuların ana sebebi olarak algı yanılgısına düştüğümüz Kürt meselesinin yok sayılması elbette ki büyük hataydı. Hem de çok büyük hataydı. Bunu artık görmek gerekir. Bugüne kadar Devlet politikası gereği İzlenen inkâr ve asimilasyona dayalı alınan tedbirler sorunu ortadan kaldırmaya yetmedi. Eğer 80 yıldır uygulanan yöntemler doğru olmuş olsaydı, ülke olarak Kürt sorununu 80 kere çözmüş, bugün bunları konuşmak zorunda kalmayacaktık. Ancak, alınan her türlü yasakçı önleme rağmen, Kürt sorunu dünden daha da büyümüş ve kendini uluslar arası arenada lobi çalışmaları içerisinde bulmuştur. Eğer bir gerçek varsa, ne yaparsanız yapın, er veya geç ensenizde soluk alışlarını hissettirecektir. Ve bir gün mutlaka sizinle yüzleşecektir. Çünkü Bu sizin asla yok sayamayacağınız önemli bir gerçeğinizdir. Ne kadar ötelerseniz öteleyin, asla Kürt sorunu gibi kemikleşmiş bir meseleyi, yani var olan bir gerçeği ortadan kaldıramazsınız. Toplumun çok büyük hassasiyetleri olduğu gerçeğini göz ardı etmeden politikalar üretmek, tabii ki siyasilerin ve TBMM’nin işi olmalıdır. Meclis’te gurubu bulunan bütün siyasi partilerin olgun ve soğukkanlı yaklaşımlarıyla ortak bir yol haritası çizilmesi, bin yıldır beraber yaşayan halkların tek vatan, tek bayrak duygularına tercüman olabilir. Bugüne kadar izlenen politikalara şöyle bir bakarsak, bunun halklar arasındaki ayrışmayı körüklemekten öte bir kazanım sağlamadığı ortadadır. Eğer tekrar Kürt sorunu gibi önemli bir sorunu yok demeye getirir, geçmiş yıllarda olduğu gibi ekonomiye, bölgesel geri kalmışlığa ve eğitim yetersizliğine bağlarsak; artık bunun doğru bir tespit olduğuna kimseyi inandıramayız. Evet, bölgede büyük bir boşluk var. Gerek bölgedeki ekonominin çok hantal hareket edişi, gerek yeterli derecede yatırımların yapılamaması önemli etkenlerdir. Bu aşikârdır. Ancak bölgenin eğitim, geri kalmışlık, ekonomik yetersizlik gibi sorunlarının yanı sıra, kendini kültürel anlamda ifade edememe gibi bir sorunu olduğu gerçeği de var.
Bir yandan binlerce yıl beraber yaşanmışlıktan dem vurarak inkâr gibi en kolay yolu seçeceksiniz; Diğer taraftan, bu vatanı kurtarmak için cephelerde omuz omuza vererek kanlarımızın son damlasına kadar Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı ve Çerkez’iyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti devletini muzaffer eyledik, diyeceksiniz. Öte yanda böyle bir halkın ve böyle bir dilin olmadığını söylemeye getireceksiniz. Bu büyük bir çelişkidir. Baskı ve inkâr politikaları şiddet’te ivme kazandırırken, bunun bir halkı yok saymaktan çok, o halkı aidiyet duygularıyla kimliğine ve kültürüne sahip çıkmaya ittiği gerçeği ortadadır. Oysa politik çıkarlara malzeme edilmeden bir arada yaşayan çok kültürlü toplumlarda olagelen Demokratik olguların alışkanlığı ile bir bakış açısı geliştirilebilirdi. Bu sağlanmış olmuş olsaydı, itilmişlikten, inkârdan ve ötekileştirmeden dolayı Kürt’ler arayışlara sürüklenmeye gerek duymayabilirlerdi. Bütün bir ülkenin geneline yayılmış bir kültürün temsilcisi olan bir halkı kart kurt diye saçma sapan ve akla hayale gelmeyen safsatalarla tarif etme aczine düşerseniz, elbette bugün içine düştüğünüz çıkmazın da hazırlayıcısı olursunuz. Yaşanan anti Demokratik uygulamalara rağmen bugün gelinen noktada hiçbir baskıya maruz kalmadan özgürce düşünceleri ifade edecek bir olgunluğa kavuşmamız elbette çok sevindirici bir durumdur.
Eğer bugün Demokratik özerklik, Federalizm, Eyalet modeli, iki dilli toplum gibi kavramları tartışmaya açabiliyor ve herkesin konuyla ilgili tepkilerini rahatlıkla dile getirecek olgunluğa eriştiği göze çarpıyorsa, bu Demokratikleşme alanında mesafe kat ettiğimizin göstergesidir. Daha çok Demokrasi için inatla ısrar etmeliyiz. Öncelikle Demokrasilerin gereği olan İnsan hak ve özgürlüklerin alanı genişletilmeli ve anti Demokratik uygulamalar ortadan kaldırılarak halklar arasındaki duvarlar yıkılmalıdır.
Daha çok Demokrasi…
Daha çok seslilik…
Demokratik ve katılımcı bir toplum…
Bu bir ulusun hoşgörü, barış ve kardeşliğe açılan tek kapısı budur. Bu kapıyı kapatmak için olağan üstü çaba harcayan karanlık ve mantarlaşmış beyinlerin tezgâhladığı tuzaklara düşmeyelim. Fikirler ve kültürler rahatlıkla tartışılabilmelidir. Bundan hiç kimsenin korkusu olmamalıdır. Bunu başardığımız gün, Kürt sorunu ve diğer tüm sorunlarımızı da çözmüş olacağız. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bu Ülke hepimizindir. Dün olduğu gibi, bugün de omuz omuza verecek ve bu uğurda her türlü fedakârlığı gösterecek halklar topluluğuna sahibiz…

osmankamaci@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan