Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 37
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 2 Gün Gelmedi
abdullahank 154 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 243 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 248 Gün Gelmedi
atlantis 269 Gün Gelmedi
baris dursun 269 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 278 Gün Gelmedi
adacala 279 Gün Gelmedi
admin 281 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 281 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
GEÇ KALINMIŞ BİR DUYGUSALLIK
Yazar Fakir - Ağustos 08 2010 - 19:45:40
GEÇ KALINMIŞ BİR DUYGUSALLIK ../Osman Kamacı

Osman Kamacı Yetişkinler olarak ağlama olgusunun sadece çocuklara mahsus olduğunu düşünür, bunu asla olgunluğumuza yakıştıramayız. Aman, kimse bu halimizi görmesin düşüncesiyle kaçarız köşe bucak, nemlenen gözlerimiz bizi ele vermesin diye. Oysa ağlama duygusunun da, gülmek kadar insani bir gereksinim olduğu gerçeğini hiç düşünemeyiz, her nedense…

İçimizin acıdığı, kalbimizin kırıldığı anlarda, ne yapmalı diye düşünmeden ağlayabilmek, kana kana ağlayabilmek, bir yerde içimizdeki duygu karmaşasından kurtulmaktır aslında. Başkaları bunu bir kişilik zayıflığı olarak algılasa da, aslında yeniden güçlü olmak için deşarj olmak ve sağlıklı düşünebilmek için gerekli bir iç boşalımıdır ağlamak. Bunu yaptığımız zaman vücudumuzdaki stres hormonları gözyaşlarıyla uzaklaşır ve biraz sonra psikolojik olarak rahatladığımızı hissederiz. Bilimsel veriler bazı durumlarda ağlamanın, çok önemli belirtilerin başlangıç noktasını oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmalar ışığında elde edilen sonuçlara bakılırsa, özellikle üzüldüğümüz zaman ağlamak kalbi daha az yoruyor. Çünkü gözyaşı dökmek ile üzüntülüyken, sıkıntılıyken sıkışan kalp damarları açılıyor. Yine yapılan araştırmalarda ağlayarak stresle başa çıkılabildiği kanıtlanmıştır. Çünkü bu duygu, şaşırtıcı olsa da mutluluk hormonlarınızı harekete geçiriyor. Böyle olunca da, bir süre uzaklaşıyorsunuz bütün dertlerinizden, sıkıntılarınızdan.

Buda nerede çıktı diyebilirsiniz? Halısınız… Çünkü tıpla uzaktan yakından bir ilgim ve alakam yoktur. Kulaktan dolma bazı detaylardan öte bir birikimimde bulunmamaktadır. Eğer bana sorsanız ve deseniz ki, peki sağlığın için, sen bunların ne kadarını kendi hayatına taşıyabiliyorsun? Cevaben verebileceğim tek şey… Hiçbir zaman… Konu benim veya sizin ağlamanız değil. Asıl mesele son günlerde siyasi arenadaki ağlama polemiği konusundaki yoğun tartışmalardır. Buda ister istemez beni böyle bir yazı yazmaya mecbur kıldı. 12 Eylül 1980 ‘de, yani bundan tam 30 yıl önce, ben lise son sınıfta okurken, bir şafak vakti ansızın gerçekleşen askeri darbenin, ülke üzerine bir kâbus gibi çökme süreciyle birlikte başlayan insanlık dışı ve anti demokratik uygulamalar, ancak bugün sorgulanır hale gelebildiğini görebiliyoruz. Koca bir 30 yıl Faşist darbeye övgüler yağdırılırken, darbecilerin ise baş tacı edilerek, konutların baş köşelerinde ağırlandıklarına şahit olduk. Oysa ülkeyi faşizan uygulamalara tabi tutarak, darmadağın eden bir uygulamanın mimarlarına bugün gösterilmeye çalışılan tepkiler 15- 20 yıl önce gösterilmiş olsaydı daha inandırıcı olabilirdi. Referandum tarihi 12 Eylül’e rastlayınca Başbakan bu fırsatı avantaja çevirme heyecanı içerisine girerek, kendince bir hesaplaşmanın dönüm noktasını yakalama refleksi ile hareket ettiyse ki öyle görünüyor, inandırıcılıktan uzak ve ucuz siyaset taktiği uygulama yoluna gittiğini belgelemiş olur. 12 Eylül süresince faşist cunta tarafında asılan gencecik fidanlar üzerinden 30 yıl sonra siyaset yapmak ikna edici bir yöntem değildir. 1980 den 2010 yılına kadar birçok hükümet geldi, geçti. Her nedense hiç kimsenin aklına 12 Eylül’ü sorgulamak gelmedi veya cesaret edemediler. AKP hükümetinin 8 yıllık iktidarı döneminde de böyle bir sorgulama eğilimi görülmediğine göre, o zaman ne oldu da referandumun yaklaşması ile timsah gözyaşları sel olup aktı, bunu anlamak gerçekten çok zor. O gencecik bedenler son arzularını sayfalara dökerek, içten duygularını aileleriyle paylaşan satırlar neden 30 yıl tozlu çekmecelerde bekletilerek görmezden gelindi. Bugün Demokrasi havarisi rolünü üstlenen ve salya sümük ağlaşan siyasiler bunca yıldır neredeydiler. Siz değil miydiniz zamanın faşist cunta hareketinin başındaki zat olan Kenan Evren’i evinizde ağırlayarak 12 Eylül’ün haklı bir müdahale olduğunu bas bas bağırarak destekleyenler. O halde bugün ne değişti de tozlu çekmecelerde bekleyen, faşist cunta kurbanı suçsuz günahsız gençlerin mektuplarını gün yüzüne çıkararak ağlama krizlerine giriyorsunuz. Açıkçası bu sahte gözyaşları beni hiç ama hiç ikna etmedi. Böyle olunca da, bunun siyasi bir propaganda olmadığına kimse beni inandıramaz pek tabi.

Ne diyelim, hani bir söz vardır! “ Ağlarsan açılırsın, rahatlarsın,, çok doğru bir söz. Bu nedenle, içinizden geldiğince ve kimseden çekinmeden ağlayın. Ağlayın ve duygularınızı bastırmayın. Çünkü maazallah sağlığınızdan olursunuz. Ama bunu da açıkça söylemekte yarar görüyorum. Eğer gencecik yaşlarında, suçsuz günahsız ve sorgulamaları dahi sağlıklı yapılmadan dar ağacına gönderilen fidanlar üzerinden ucuz siyaset yapar, onları istismar ederseniz, tarih sizi asla af etmeyecektir. Çok büyük deneyimler yaşayan bu coğrafyanın sahipleri böyle bir samimiyetsizlik görür, hissederse; emin olun ki, 12 Eylül günü Referandum sabahında sandık başına giderek, gerçek düşüncesini özgürce haykırarak, hesabını sormayı ihmal etmeyecektir... İşte o zaman sandıktan çıkan sonuçlar neticesinde ağlamanın faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu gerçeğini hep beraber test etme fırsatnı bularak görmüş olacağız.
osmankamaci@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan