Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 33
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 2 Gün Gelmedi
abdullahank 153 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 243 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 248 Gün Gelmedi
atlantis 269 Gün Gelmedi
baris dursun 269 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 278 Gün Gelmedi
adacala 279 Gün Gelmedi
admin 281 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 281 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
ŞİMDİ ÇOCUK ..
Yazar Fakir - Şubat 19 2010 - 06:35:59
ŞİMDİ ÇOCUK OLMAK VARMIŞ BE KARDEŞİM…/Osman Kamacı

Osman Kamacı Her çocuğun olduğu gibi bizimde çocukluğumuzda ulaşılmaz gibi gözümüzde büyüttüğümüz, hatta duygu kasırgaları geçirdiğimiz hayalleriz oldu. Pırpır eden yüreğimizin hiç bir şeyi dinlemediği, uğruna hayatlarımızı bile feda edebileceğimizi düşündüğümüz ideallerimiz, en önemlisi bizi hayata bağlayan masum ve tertemiz sevdalarımız vardı.
Hiçbir sorumluluk duygusu taşımadan, kendi çocukça değerlerimizden ödün vermeden Pembe bir dünya yaratmaya çalışmak her çocuk gibi bizimde rüyamızdı. Çoğu zaman mutlu olmayı başarırken, mutsuzluk gibi karamsar kavramlar sadece geçici izler bırakırdı körpecik beyinlerimizde. Kimi zaman bir balonla, kimi zaman bir misketle veya bir çift yeni pabuçla tarifi imkânsız duyguların doruklarında gezinir, bundan daha büyük bir mutluluk olamayacağını düşünürdük çocukça saflığımızla. Aza kanaat ederek, elimizdeki o azlarla yetinmesini ve mutlu olmasını bilen, kocaman şeyleri minicik hayallerimizle süsleyerek yaşamımıza renk, çocukluğumuza anlam kazandırırdık, küçücük ama dev gibi kocaman yüreğimizle. Dünya düzenini değiştirecek, savaşları durduracak, haksızlıkları ve ahlaksızlıkları bitirecek radikal ideallerimiz vardı. O ideallerin imkânsızlığını ancak olgunlaştığımızda idrak edebileceğimizi bile kavrayamayacak derecede iyimser ve inatçıydık.
İçimizdeki o haylaz ama iyi çocuk günü geldiğinde karlar kadar beyaz, tüyler kadar hafif olan o kutsal duygularından elbette arınacaktı bir gün. Uysallaşacak, olgunlaşacaktı tüm hayallerini arkasında bırakarak. Çocukça, ama masum ve tertemiz olan düşüncelerimizi hayallerimizle yoğurarak şafakların ürperten serinliğinde dolaşırken, ince bir sızı gibi damarlarımızda hissettiğimiz o kutsal inanç kıvamındaki tatlı duyguya yenik düşüşümüz, çocukça hayallerin özlemiyle yanıp tutuşan ruhaniyetimize ve kör cesaretimize prangalar vurmanın kifayetsiz kaldığı anları çok yaşadık. Özgüvene dayalı öylesine yüreklilikler gösterdik ki, cesurca ama ahmakça olduğunu ancak ve ancak ergenlik dönemini bir adım geride bırakırken hissedebildik, iç burkan pişmanlıkları da beraberinde yaşayarak.
Pembe panjurları ile düşlediğimiz, rüyalarımızı süsleyen şato varı o evler adeta Balzac’ın kaleminden satırlara dökülen birer inci tanesi gibi sadeliği ve huzuru enjekte ederdi bedenimizi saran kilo metrelerce sonsuz damarlara. Bütün güzellikleri zambak kokuları arasında bir nefes gibi içimize çekeceğimizi düşünürdük, gerçek mutluluk ölçüsünün bu olup olmadığını bilmeden. Hiç bitmeyecekmiş gibi sevgi anaforları içerisinde kıvranarak düşlediğimiz, hayallerimizdeki o masumane özlemleri yıllarca beynimizin ve benliğimizin en derin köşelerinde bir çocuk gibi besleyip büyüttük, hayalden öteye gidemeyeceğini kavrayamadan. Elbette; bir gün gerçek ve acımasız yaşamın farkına varacaktık, olup biten bütün riyakârlıkların, haksızlıkların ve sonu gelmeyen ahlaksızlıkların. Hayatın hayalden ve sanal duygulardan ibaret olmadığını görecek, salma saçak dallarına sarılacaktık çaresizce, kim bilir? Belki de hayatımızın en büyük hatasını yaparak, bir sabah kalktığımızda kontrolden çıkmış kamyonlar gibi beton duvarlara çarpacaktık. Hayatın o acımasız ve gerçek yüzüyle karşı karşıya gelecek, ustaların ellerine bırakacaktık kendimizi, eski halimize kavuşturacaklar mı diye düşünmeden. Kim bilir? Belki de profesyonel birer sürücü gibi direksiyonun başına geçecektik. Keskin viraj’ları, geçilmez gibi duran engelleri başarıyla geçecek, yaşamımızı hayal ötesi başarı öykülerimizle daha da anlamlı kılacaktık...
Ama yaşamın kendi içerisindeki acımasız ve hoyratça döngüsü bütün bu güzellikler adına söylenenleri inkâr edercesine inatla bir kale gibi karşımızda hep olacaktır. Buna rağmen yaşam ve başarma mücadelesi sürdükçe bütün ağırlığı ile kendini hatırlatacak ve hissettirecektir kuşkusuz. Zor gibi görünse de, algı duyusu güçlü, hayata bakış felsefesi pozitif olan ve yüksek sezgi yeteneklerini genlerinde bulunduranların rahatlıkla aşabildiğini kariyerlerindeki başarı çizgileri ile görülmüştür, görülmeye de devam edecektir. Başaramayacağını inançsızlığı ile bütünleştirenler, hep karamsar ve pencerenin arkasında bakanlar, bütün amaçlarından ve heyecanlarından feragat ederek kalenin dışında kalmayı tercih edenler tabi ki olabilir! Ama verdiği mücadeleden sapmadan, inançla doğru olduğuna inandığı ve amaç addettiği bu duygu çıkmazını aşarak kaleyi içten zapt edenler olduğu gibi, zafer kazanmış bir komutan edasıyla burçlara bayrak dikme başarısını gösteren öz güven sahipleri gerçeği de görülmeye hep devam edecektir.
Gençliğin vermiş olduğu heyecan ile yaşanan duygu yoğunlukları, sergilenilen sıra dışı davranışlarla dışa vurulmaya çalışılsa da, yaşanan acı gerçekleri göremeyecek derecede bakar kör olduğumuz gerçeğini yaşadıkça anladık birçoğumuz. Hayatın daha ilk adımında acemi birer çaylak gibi adına aşk acısı denilen tutkunun esiri olarak nöbetler geçirirken, bu dönemlerde hayatın ilk deneyimlerini bazen başarıyla yaşama geçirdiğimiz, bazense hüsranla noktaladığımızın üzüntüsünü taşıdık kalbimizde kapanmayan bir yara gibi. Meltem ılıklığındaki çocukça duygularımızın bizi daima mutlu ve huzurlu kılacağı hayalini umut etmeye çalışırken, kirlenen dünya düzeninin ve çarpık ideolojilerin etkisinde kalmanın silikliğiyle tüm umutların zamanla nasıl deformasyona uğrayarak yok olup gittiğine şahit olduk yıllar sonra. Kadermiş gibi boyun eğdik, vazgeçtik çocukluğumuzdan, umutlarımızdan, masum hayallerimizden. Kabullendik çaresizce dayatılan sorumlulukları, acıları, kederleri.

Hep çocukmu kalsaydık .. Her şeye rağmen çocuk olmak ve pembe de olsa çocukça düşünebilmek, olaylara çocukça bakabilmek ve algılayabilmek, her anı keyif alarak, doya doya tekrar yaşamak çok güzeldi be kardeşim. Bana ne işsizlikten, bana ne ekonominin kötü gidişatından, bana ne İran’ın zenginleştirilmiş uranyum elde etmesini bahane ederek, tıpkı Irak’a yaptığı gibi işgal senaryolarını olgunlaştırarak sinsice hayata geçirmenin hesabını yapan Amerika’dan. Yine bana ne Bayan Erdoğan’ın türbanıyla GATA’ya neden alınmadığından, Ergenekon’dan, ıslak imzalardan, kozmik odalardan ve Erzincan Baş Savcısının tutuklanmasından. Bana ne ondan, bundan. Çakmışım Dünya’nın dibine kazığı. Bütün bunlardan uzak, saf, tertemiz duygularla her şeyi doya doya yeniden iliklerime kadar yaşamak, damarlarımda dolaşan deli kanın yaşatacağı heyecanla çocuk olmayı özlüyorum. Meselelere çocuk saflığıyla bakıp, hep öyle görmek, öyle yaşamak istiyorum. Tüm renklerin, zaman tünelinden geçmiş gibi bütün tonlarıyla yeniden çocukça dünyamın ayrılmaz bir parçası olmasını ve çocukça hayallerimi sonsuza dek süslemesini istiyorum… Kısacası şimdi çocuk olmak varmış be kardeşim…
osmankamaci@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan